Merhaba;


“Kırkent; köy ile şehir arasında üçüncü bir yol: Üretken, insani ve çağdaş bir kırsal yaşam modeli. Bu çerçevede ‘Ayaz Konukevi ve Tarım İşletmesi’, mikro ölçekte uygulama örneği olarak tasarlandı.”

“Ne kırsalı betonla boğuyoruz ne de köyü nostaljik bir vitrine çeviriyoruz. Terapötik kaynakla birlikte 7 den 77 ye hane halkının takatini aşmayan planlı üretim, ortak pazarlama ve iklim duyarlı mimariyle sürdürülebilir bir yaşam örgüsü kuruyoruz.”

“Timar’dan özel mülkiyete geçiş (1839 - 1911 - 1926), Tanzimattan TMK ya uzanan süreç... ve nihayet 5403. Bugün ihtiyacımız; sürdürülebilir üretim için mevzuatın saha pratiklerine uyarlanması ve 6325/18 B’nin etkin şekilde işletilmesi.”

Faydalı olması dileğiyle...

Arb. Av. İlhami AYAZ

 


Soyadı Kanunu ile birlikte ailemizin soyadını belirleyen Hacı Faik Bey’den (1900-1979) günümüze uzanan kuşaklarda, kan hısımlığı ve sıhri hısımlık bağı ile birbirine bağlı tüm bireyler, ailemiz mensubu olarak tanımlanmakta olup tüm aile mensuplarımızın davet edildiği etkinlik, 16 Ağustos 2026 tarihinde Fırat Üniversitesi Hazar Gölü Tesislerinde Vakfımız tarafından gerçekleştirildi. 

Vakıf Başkan Vekili Kln. Psk. Elifcan AYAZ konuşmasında;

Etkinlikte ele alınacak başlıkların ortak paydasında, bireyin ruhsal iyilik hali ve toplumla kurduğu bağın bulunduğunu,

Bireyin üretme ve kendini gerçekleştirme ihtiyacının karşılanamamasının, yaş, gelişim dönemi ve çevresel koşullara bağlı olarak değersizlik ve dışlanma duyguları ile riskli davranışlara zemin hazırlayabildiğini, bu nedenle koruyucu yaklaşımın, bireyin toplumsal yaşama sağlıklı biçimde katılımını desteklemekten geçtiğini,

Bu noktada aidiyet duygusunun eksikliği, gelecek kaygısı ve dijital bağımlılığın, birbirini besleyen önemli alanlar olduğuna işaret ederek bireyin gerçek yaşamındaki bağlarının zayıflaması durumunda dijital ortamların, karşılanmamış sosyal ve duygusal ihtiyaçların telafi edildiği bir alana dönüşebildiğini, 

Benzer şekilde uyuşmazlıklarda da yalnızca mevcut anlaşmazlığı sonlandırmak değil, geleceğe dönük iş birliği kapasitesini korumanın önemine vurgu yaparak sürdürülebilir toplumsal yapının, anlaşmazlık ve çekişmelerin yokluğundan değil, farklılık ve süreçlerin sağlıklı biçimde yönetilebilmesinden doğabileceğini,

Bu yaklaşımın kültürel karşılığının, vakıf geleneğimizde görülebildiğini, tarihimiz boyunca insanın bedensel, ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarını birlikte ele alan bu anlayışın, bugün bilimsel perspektifle yeniden değerlendirilebilecek güçlü bir medeniyet mirası olduğunu,

Bizim sorumluluğumuzun, bu mirası korurken aynı zamanda çağın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde geliştirmek ve bireyden aileye, aileden topluma uzanan bir iyilik halini desteklemek olarak özetlenebileceğini,

Bu sorumluluk anlayışı doğrultusunda vakfın kuruluş gerekçeleri, amaç ve ilkelerinin şekillendiğine vurgu yaptı.

Vakıf Başkanı Arb. Av. İlhami AYAZ konuşmasında;

Kırsal alanlarla ilgili Tanzimattan TMK ya ve nihayet 5403 sayılı yasaya uzanan mevzuat ve uygulama süreçleri hakkında bilgiler vererek miras mevzuatı ve taşınmaz hukukunun niteliğinden kaynaklı olumsuzlukların, yasakçı ve dayatmacı bir anlayışla giderilebilmesinin mümkün olmadığına, saha pratiklerinin ise dayatmacı anlayışa karşı bireyin ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak çeşitli yöntemler geliştirdiğine,

Mevzuat uygulama ve dayatmalarının, mülkiyet hakkını zedelediği gibi kırsal alanların gereği gibi kullanımına da engel oluşturduğuna, mevzuat ile amaçlanan faydaların sağlanamadığına, doğa üzerinde tahribata yol açtığına işaret ederek en büyük tahribatın ise ailenin bölünüp parçalanmasında görüldüğüne, aidiyet duygusunun zayıfladığına, onarılması güç kırılmalar yaşandığına, insanlarda yalnızlık duygusunun arttığına vurgu yaptı.

Gönüllülüğü, geleceğe dönük işbirliği ve dayanışmayı esas alan Ayaz Konukevi ve Tarım İşletmesi Vakfı ile Vakıf bünyesinde hedeflenen projelerin, Trend Alternatif Çözüm Proje ve Danışmanlık A.Ş. tarafından hazırlanan KIRKENT ana projesinin, imkanlar ve kapasite dikkate alınarak mikro ölçekteki uygulama modeli olarak tasarlandığına işaret etti.

Vakıf modelinin kültür ve medeniyet değerlerimize uygunluğu, sürdürülebilirlik, kamu yararı, aile dayanışması ve toplumsal barış gibi konularda azami fayda esas alınarak kırsal yerleşim ve tarımsal üretim için vakıf bünyesinde yapılanmanın tercih edildiğine işaret ederek Vakfın sürdürülebilirliği için öngörülen uygulama yöntemlerine ilişkin bilgi paylaşımında bulundu.

İnsanlık tarihi boyunca eski Türk topluluklarında olduğu gibi farklı etnik grup ve inanç toplumlarında da iyilik ve kamu yararı gözetilerek vakıf kültürüne uygun yapılanmaların olduğuna, 

Her Cuma hutbesinde okunan “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardımı emreder, kötülüğü yasaklar, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor” mealindeki Nahl Suresi 90. Ayetinin, Vakıf yönetiminde değiştirilemez temel ilke olarak kabul edildiğine işaret ederek bu ilke, kuruluş gerekçesi ile amaç ve faaliyetlerin, Anayasamızın 5., 41. Ve 58. Maddeleri ile örtüştüğü gibi taraf olduğumuz Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve evrensel hukuk normlarına da uygun olduğuna, bu yönleriyle bir yandan ilahi buyruğa uygun şekilde yönetimin istikametini belirlediğine, modern hukuk ile kültürel değerlerin birleştiği oldukça güçlü bir meşruiyet zemini oluşturulduğuna dikkat çekti. 

KIRKENT ana projesinin, ülkemizdeki 56.000 civarındaki köy ve kırsal mahallelerde de “Her köye en az bir Vakıf” düsturu ile gerçekleştirilmesinin amaçlandığına, 

Bu kapsamda “Geleceğe Dönük İşbirliği-Proje Bazında Arabuluculuk” uygulaması çerçevesinde Ayaz Akademi bünyesinde Hukuk ve Psikoloji disiplinlerinin yanı sıra coğrafi farklılıklar da gözetilerek ihtiyaç duyulan diğer disiplinler arası işbirliğini sağlayacak eğitim programlarının hazırlandığına, siyasi iradenin de projeyi benimseyip teşvik edici ve kolaylaştırıcı yaklaşım göstermesinin, başarı oranını arttıracağına vurgu yaptı.